MüstesnaGençlik Kulübü

Düşünce

Kampüste Müstesna Bir Duruş: Popüler Akıntıya Karşı İlkelilik

Müstesna Gençlik Kulübü18 Eylül 20262 dakikalık okuma

Çapraz kafes biçiminde paravan deseni

Farklı olmak için farklı görünmek gerekmiyor. Kampüste ilkeli bir duruşun ne anlama geldiğini ve nasıl korunduğunu konuşuyoruz.

Üniversite, insanın en çok etkiye açık olduğu yerlerden biri. Yeni bir şehir, yeni bir çevre ve ilk defa tam anlamıyla kendi kararlarını veren bir genç. Bu şartlar altında bir duruş geliştirmek kolay değil, o duruşu korumak ise daha zor.

İlkelerimiz arasında sabrı tavsiye ve sebat başlığının ayrı durmasının sebebi bu. İyi bir niyetle başlamak yetmiyor; asıl mesele bir yıl sonra da aynı yerde durabilmek.

Tepkisellik bir duruş değildir

Sık karşılaşılan bir yanılgı var: çevrede yaygın olan her şeye karşı çıkmayı bir duruş sanmak.

Tepkisellik, aslında bağımsızlığın değil bağımlılığın işaretidir; çünkü gündemi yine karşı çıktığınız şey belirler. Kendi gündemi olmayan bir topluluk, ne kadar sert konuşursa konuşsun, aslında başkasının gündemi içinde yaşar.

Bizim tercihimiz, ne yapmadığımızla değil ne yaptığımızla tanınmak. Okuyoruz, tartışıyoruz, yazıyoruz, program yapıyoruz. Duruş bunların toplamından çıkıyor.

Popüler olan her şey kötü değildir

Bir fikrin yaygın olması onu yanlış yapmaz; nadir olması da doğru yapmaz. Ölçü, yaygınlık değil dayanaktır.

Bu yüzden atölyelerimizde en çok üzerinde durduğumuz şey usul. Bir iddiayı savunurken hangi kaynağa dayandığımız, hangi akıl yürütmeyi kullandığımız, hangi ihtimalleri elediğimiz; bunlar sorulmadan varılan hiçbir sonuç bize ait olmaz.

Kendi kafasıyla düşünmeyi öğrenmemiş bir genç, bir akıntıdan çıkıp başka bir akıntıya kapılmaktan öteye gidemez.

Tek tipleşmeye karşı çoğulluk

Vizyonumuzda çağın tek tipleştirici etkilerinden söz ediyoruz. Bu etkinin en sinsi tarafı, kendini özgürlük diliyle sunması.

Herkesin aynı şeyleri izlediği, aynı ifadeleri kullandığı, aynı beğenileri paylaştığı bir ortamda kişisel tercih alanı fiilen daralır. Buna karşı durmanın yolu ise başka bir tek tiplik üretmek değil; insanın kendi tercihini gerekçesiyle kurabilmesi.

Topluluğumuzda herkesin aynı şeyi düşünmesini beklemiyoruz. Beklediğimiz, düşündüğünün arkasındaki gerekçeyi ortaya koyabilmesi.

Kardeşlik, duruşu ayakta tutan şey

Tek başına ilkeli kalmak çok zor. Çevresinde kendisiyle aynı yöne bakan kimse olmayan bir genç, bir süre sonra ya yalnızlaşır ya da vazgeçer.

Doğa yürüyüşlerinden halı saha maçlarına, gezilerden piknik ve grup oyunlarına kadar sosyal programlara ayrı bir yer vermemizin sebebi bu. Bu programlar duruşun kendisi değil ama duruşu mümkün kılan zemin. Samimi bir kardeşlik iklimi olmadan sebat da olmuyor.

Alçakgönüllülük şartı

İlkeli olmakla kendini üstün görmek arasındaki çizgi ince. Bu çizgiyi geçen bir topluluk, kısa sürede içine kapanır ve kimseye faydası dokunmaz.

İsmimizi aldığımız ayetin bize hatırlattığı şey de tam bu: müstesna olmak verilmiş bir paye değil, sürdürülmesi gereken bir çaba. Bugün bu çabanın içinde olmak, yarın da orada olacağımızın garantisi değil.

Bu bilinç, hem bizi ayakta tutan hem de bizi dizginleyen şey.

Tüm makalelere dön