Düşünce
Zamanın Kıymeti: Üniversite Yıllarını Neye Dönüştürüyoruz?
Müstesna Gençlik Kulübü18 Eylül 20262 dakikalık okuma

Asr Suresi zamana yemin ederek başlar. Üniversite yılları, bu yeminin en çok anlam kazandığı dönem. Vakti yönetmek üzerine bir değerlendirme.
İnsanın hayatında elindeki vaktin en bol göründüğü dönem, aslında en hızlı tükenen dönemdir. Üniversite yılları tam olarak böyledir: her gün önünüzde uzun bir zaman durur, dört yılın sonunda ise nereye gittiğini anlayamazsınız.
Yol haritamızı Asr Suresi'nden almamızın bir sebebi de bu. Sure zamana yemin ederek başlıyor ve hemen ardından insanın ziyanda olduğunu bildiriyor. Ziyan, burada kaybedilen malı değil, geri getirilemeyen vakti anlatıyor.
Boş vakit ile serbest vakit
Üzerinde durmaya değer bir ayrım var: boş vakit ile serbest vakit aynı şey değil.
Boş vakit, hiçbir şeye ayrılmamış, kendiliğinden akıp giden zamandır. Serbest vakit ise nasıl kullanılacağına karar verdiğiniz zamandır. İkisi arasındaki tek fark niyettir; sonuçtaki fark ise bir dönemin sonunda ortaya çıkar.
Gençliğin en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla vakit değil, elindeki vakti serbest vakte çevirebilme kabiliyeti.
Dikkat, vaktin asıl para birimi
Bugün vakit hırsızlığı çoğunlukla büyük dilimler hâlinde olmuyor. Kimse gününüzden iki saati birden almıyor. Onun yerine gün boyunca beşer dakikalık parçalar alınıyor ve toplamı akşam olduğunda saatlere ulaşıyor.
Bu parçalı kaybın en zararlı tarafı süresi değil, dikkate verdiği zarar. Sürekli bölünen bir dikkat, uzun süreli çalışma gerektiren hiçbir işi kaldıramıyor. Bir kitabı bitirmek, bir yazıyı yazmak, bir konuyu derinlemesine öğrenmek; hepsi kesintisiz dikkat isteyen işler.
Programın koruyucu işlevi
Topluluğumuzun düzenli program yapmasının sebeplerinden biri de bu. Haftanın belirli bir saatinde bir okuma halkası varsa, o saat artık korunmuş bir vakittir.
Bir işi vakit bulunca yapmaya bırakmak, çoğu zaman hiç yapmamak demek. Takvime yazılmış ve başkalarına söz verilmiş bir program ise kendini korur. İnsanın kendine verdiği sözü tutması zordur; bir topluluğa verdiği sözü tutması daha kolaydır.
Ölçmek, suçlamak için değil
Vakit muhasebesi yapmayı öneriyoruz, ama kendini suçlamak için değil. Bir hafta boyunca vaktin nereye gittiğini yazmak bile çoğu insanda ciddi bir farkındalık oluşturuyor.
Amaç, günün her dakikasını verimli kılmak değil. Böyle bir hedef gerçekçi olmadığı gibi insanı yorar ve kısa sürede bıraktırır. Amaç, günün büyük dilimlerinin bilinçli bir tercihle dolmasını sağlamak.
Dinlenmek de vaktin bir parçasıdır
Zaman bilinci, sürekli çalışmak anlamına gelmiyor. Doğa yürüyüşü, spor, arkadaşlarla geçirilen vakit; bunların hepsi ziyan değil.
Ziyan olan, ne dinlendiren ne de geliştiren vakittir. Bir maç sonrası yorgunlukla dönmek başka, saatlerce ekrana bakıp yorgun kalkmak başka şey. Faaliyetlerimizde sosyal, kültürel ve sportif programlara yer ayırmamızın sebebi bu ayrım.
Dört yılın sonunda
Üniversite yıllarının sonunda insanın elinde kalan şey, aldığı derslerin listesi değil; edindiği alışkanlıklar, kurduğu dostluklar ve ortaya koyduğu işlerdir.
Bu üçü de vakit ister. Ve vakit, geri kazanılabilecek tek kaynak olmadığı için, gençliğin en ciddiye alması gereken sermayedir.